Bülbülzade Vakfı Eğitim Öğretmen Birimi tarafından düzenlenen 3. Çocuk Çalıştayı, "Din ve Değer Öğretiminde Yöntem ve Teknikler" temasıyla Zade Life Otel Zeugma Salonu'nda yapıldı.
Bülbülzade Vakfı, çocuk eğitimine yönelik nitelikli çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Çocuk Çalıştayı, din ve değerler eğitimi alanında yenilikçi yöntemleri ele almak amacıyla öğretmenler ve eğitimcileri bir araya getirdi. 25 Nisan 2026 Cumartesi günü Zade Life Otel’in ev sahipliğinde gerçekleşen program, yoğun bir katılım ve interaktif atölye çalışmalarıyla tamamlandı.
Açılış konuşmasını Eğitim ve Öğretmen Birimi Üyesi Hatice Neşe Çandır gerçekleştirdi. Eğitimin bir insanı inşa etme süreci olduğuna dikkat çeken Çandır, nasıl öğrettiğimizin en az ne öğrettiğimiz kadar kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yöntem doğru kurgulanmadığı takdirde en kıymetli içeriğin bile hedefine ulaşamayacağını belirten Çandır, öğrencinin eğitim sürecinde pasif bir alıcıdan ziyade aktif bir özne haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.
AMACIMIZ KAVRAM DÜNYAMIZI ZENGİNLEŞTİRMEK
Çandır, vakfın gelenekselleşen bu eğitim maratonunun geçmişine de değindi. Daha önce düzenlenen ilk iki çalıştayda elde edilen birikimin bu yılki "Yöntem ve Teknikler" odağına zemin hazırladığını belirtti. Bülbülzade Vakfı bünyesinde yürütülen Kavram Çalıştayları ve Gençlik Çalıştaylarına da atıfta bulunan Çandır, tüm bu organizasyonların birbirini besleyen, bütüncül bir eğitim vizyonunun parçası olduğunu vurguladı. Bu çalışmaların temel amacının, gençlerin ve eğitimcilerin kavramsal dünyasını zenginleştirerek onları geleceğe daha donanımlı hazırlamak olduğunu kaydetti. 3. Çocuk Çalıştayını deneyimlerin paylaşıldığı ve yeni fikirlerin filizlendiği bir zemin olarak tanımlarken Konfüçyüs’ün “Duyarsam unuturum, görürsem hatırlarım, yaparsam öğrenirim” sözüne atıfta bulunarak uygulamalı öğrenmenin gücüne işaret etti.
TEORİK BİLGİLER UYGULAMALARLA DESTEKLENDİ
Çalıştay kapsamında gerçekleştirilen atölye çalışmaları, katılımcılara hem eğlenceli hem de öğretici bir deneyim sundu. Sedat Cankılıç “Eğitimde Drama ve Oyun Atölyesi” ile katılımcıların sürece aktif katılımını sağlarken Mustafa Yılmaz “Etkinlik Merkezli Eğitim (Yöntem-Teknik) Atölyesi” ile uygulamalı eğitim modelinin sunduğu avantajları ortaya koydu. Drama ve oyun odaklı bu atölyeler sayesinde eğitimciler, ders süreçlerine dair farklı bakış açıları kazanma fırsatı buldu. Oldukça keyifli anların yaşandığı oturumlarda, teorik bilgilerin pratik uygulamalarla desteklenmesi sayesinde eğitimde kullanılabilecek yeni yöntem ve teknikler kalıcı bir şekilde edinildi.
İNSAN İNŞA ETME SANATI
Mustafa Yılmaz, "Etkinlik Merkezli Eğitim Atölyesi" kapsamında gerçekleştirdiği sunumda, öğretmenlik mesleğinin estetik duygusuyla harmanlanmış bir "insan inşa sanatı" olduğu vurguladı. Bir bahçıvanın çiçek, toprak ve iklim bilgisine sahip olması gerektiği gibi bir öğretmenin de öğrencisinin psikolojisini, yetiştiği toplumsal kültürü ve okulun iklimini en ince ayrıntısına kadar bilmesi gerektiğini ifade etti. Gaziantep’in toplumsal gerçekliklerine ve yerel kültürüne göz kapayarak yapılacak bir eğitimin eksik kalacağına dikkat çekerek öğretmenin asıl görevinin sınıfta tıpkı bir sanatçı gibi o estetik uyumu ve dostluk iklimini sağlamak olduğunu belirtti.
BİLGİNİN BİR MODEL OLARAK SUNUMU
Yılmaz, atölyede zamanın ruhuna uygun olarak değişen öğrenci profilini anlamak için interaktif dramalar ve "Neşeli Günler" filminden kesitlerle somut örnekler sundu. Geçmiş yılların disiplin odaklı eğitim anlayışının aksine günümüz öğrencisinin okulda bulunma motivasyonunun farklılaştığı ve bu nedenle bilginin "satılmasından" ziyade bir "model" olarak sunulmasının önemi üzerinde durdu. Yılmaz; katılımcılara etkili bir öğretimin ancak öğrenciyi aktif bir özne haline getiren yöntem ve tekniklerle mümkün olabileceği, uygulamasız ve öğrencinin ilgisini çekmeyen bir anlatımın hedefine ulaşamayacağı mesajını verdi.
“ZİHİNSEL ÇAPA” OLUŞTURMAK
Yılmaz, eğitimin üç farklı aşamasında uygulanabilecek etkinlik modellerini katılımcılarla paylaştı. Konu öncesinde yapılan etkinliklerin öğrencide merak uyandırarak “zihinsel çapa" (belirli bir duygusal durumu, düşünceyi veya anıyı tetikleyen uyarıcı) oluşturduğunu belirten Yılmaz, sekiz katılımcıyla gerçekleştirdiği interaktif bir oyunla "evrendeki düzen" konusunu somutlaştırdı. Katılımcıların sadece verilen komutlarla sırayla ses çıkararak bir cümle oluşturabildiği bu uygulama üzerinden evrendeki hassas dengenin ve nizamın ancak bir yaratıcının iradesiyle mümkün olabileceği mesajı verildi. Yılmaz, bu tür oyunlaştırmaların öğrencileri pasif birer dinleyici olmaktan çıkarıp dersi hayatla ilişkilendiren aktif özneler haline getirdiğini vurguladı.
EZBER BOZAN SORULAR
Sunumunun devamında eleştirel düşünme tekniklerine ve soru sorma sanatına değinen Yılmaz, ezber bozan soruların öğrencinin zihnini nasıl harekete geçirdiğini örneklerle anlattı. İstanbul'un fethini klasik bir tarih dersi olmaktan çıkarıp "Bir Osmanlı askeri olsaydınız bu zafer sonrası nasıl bir tweet atardınız?" gibi güncel yaklaşımlarla işlemenin kalıcı öğrenme sağladığına dikkat çekti. Ayrıca "fıtrat" kavramını beyaz bir A4 kağıdı üzerinden örneklendirerek insan doğasının tertemiz bir başlangıçla dünyaya geldiğini ve hayat boyu bu özü korumanın eğitimin asıl gayesi olduğunu ifade etti.
VERİLERE DAYALI ÖZGÜVEN
Yılmaz, eğitimde kullanılan "3-2-1" ve "Fotoğraf Okuma" gibi tekniklerin öğrencinin zihinsel süreçlerini nasıl derinleştirdiğini de uygulamalı olarak gösterdi. "3-2-1" tekniği ile Hz. Peygamber’in akrabaları üzerinden bir akıl yürütme egzersizi yaptırırken fotoğraf okuma tekniğinin sadece bir görseli izlemek değil o görseldeki süreci ve hikmeti kavramak olduğunu belirtti. Özellikle Batı dünyası ile İslam dünyası arasındaki can güvenliği ve sosyal adalet istatistiklerini paylaşarak öğrencilere verilere dayalı bir özgüven kazandırılması gerektiğini savundu. Atölye, bir eğitimcinin sadece müfredatı yetiştirmekle değil öğrencisinin gönül dünyasında kalıcı bir estetik uyum yakalamakla sorumlu olduğu mesajıyla tamamlandı.
OYUNUN VE DRAMANIN SUNDUĞU ESNEKLİK
Sedat Cankılıç, gerçekleştirdiği "Eğitimde Drama ve Oyun Atölyesi" kapsamında, dramanın zorlu senaryolarla başa çıkma ve hızlı çözüm üretme becerisi kazandıran bir yöntem olduğunu vurguladı. Özellikle pandemiden sonra toplumda ve gençlerde değişen dinamiklerin senaryoları daha da zorlaştırdığını belirten Cankılıç, katılımcılara gündelik durumlar üzerinden farklı roller ve dönemler arasında mekik dokuttu. Bu uygulamalı süreçte katılımcılar, öğrencinin gözünden bakmayı, kriz anlarını yönetmeyi ve eğitimin o anki ruhuna uygun olarak yöntem geliştirmeyi bizzat deneyimleme şansı buldular. Atölye sonunda Cankılıç, oyunun ve dramanın sunduğu bu esnekliğin, eğitimciye sınıf içerisinde farklı bakış açıları ve beklenmedik durumlara karşı bir "B planı" kazandırdığına dikkat çekti.
Sabah ve öğleden sonra gerçekleştirilen toplam altı oturumun ardından genel bir değerlendirme yapıldı. Katılımcıların görüş ve önerilerini paylaştığı 3. Çocuk Çalıştayı, kapanış oturumuyla sona erdi.
Çocuk çalıştayının ilki “Allah’ı Merak Ediyorum Peygamberlerimi Tanıyorum” başlığıyla 19 Nisan 2025’te, ikincisi “Küçük Kalpler, Büyük Sorular: Soyut Kavramları Çocuklara Nasıl Anlatalım?” başlığıyla 18 Ekim 2025’te gerçekleşmişti.
















