Logo

FAALİYETLERİMİZ

Bülbülzade Vakfı Tanıtım Filmi

Bülbülzade Vakfı, "Neslin ıslahı, arzın imarı" prensibiyle hareket eden ve kamu yararına çalışan bir sivil toplum kuruluşudur.

PROJELERİMİZ

RAKAMLARLA BÜLBÜLZADE VAKFI

1994 yılından beri ulusal ve uluslararası çapta faaliyet gösteren kurumumuz, "nitelikli insan", "etkili söz", "kalıcı eser" ve "sürdürülebilir çevre" misyonu ile çalışmalarına devam etmektedir. 

Nitelikli İnsan

 

Köklü bir kültür mirasından ilham alarak zamana ve mekana uyum sağlayabilen bir anlayışla hareket eden vakfımız, bilinçli, dayanıklı ve kabiliyetli insanlar yetiştirme hedefiyle insan kalitesini artırmaya ve nitelikli bireylerin sayısını çoğaltmaya yönelik faaliyetler yürütmektedir. Bu süreçte, eğitimden sanata, sosyal yardımdan bilimsel araştırmalara kadar geniş bir perspektifte insana dokunan projeler geliştirilmektedir.

Etkili Fikir

Etkili fikirlerimiz ve güçlü sözlerimizle insanlığa umut aşılamak, zor zamanlarda dahi olumlu değişimin mümkün olduğunu kanıtlamak, vakfımızın önemli bir misyonu olarak öne çıkmaktadır. Toplumsal dayanışmayı güçlendiren, eğitimden sağlığa, kültürden sanata birçok alanda insana dokunan projelerle, herkesin bir araya gelerek daha iyi bir gelecek oluşturabileceğine inanıyoruz.

Kalıcı Eser

Bülbülzade Vakfı'nın temelinde yatan "iyi insan ve etkili fikir" anlayışı, kalıcı eserler bırakarak topluma ve insanlığa hizmet etme arzusuyla birleşmektedir. Vakıf, kültürden sanata, eğitimden insani yardıma kadar geniş bir alanda faaliyetlerini sürdürürken her bir projede kaliteyi ve sürekliliği ön planda tutmayı hedeflemektedir. Her faaliyet alanında nitelikli eserler ortaya koymak, vakfın misyonunun temel taşlarından birini oluşturmakta ve toplumda sürdürülebilir gelişimin temellerini atmaktadır.

Sürdürülebilir Çevre

Vakfımız, içinde bulunduğumuz dünyayı koruma misyonuyla sürdürülebilir bir çevre oluşturmak için çalışmalar yürütmektedir. Bu doğrultuda, yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yaparak ve çevre bilincini artırarak gelecek nesiller için daha yeşil bir dünya bırakma hedefindeyiz.

Faaliyet Raporları

Bülbülzade Eğitim Sağlık ve Dayanışma Vakfı, geniş bir yelpazede faaliyet göstererek kültür, sanat, insani yardım, gençlik ve spor gibi alanlarda önemli katkılar sağlamaktadır.

Her dönemin başında belirlenen hedefler doğrultusunda projeler geliştirilirken, dönem sonunda bu faaliyetlerin detaylı bir şekilde raporlanması, vakfın şeffaflığını ve topluma olan sorumluluğunu ortaya koymaktadır.

Vergi muafiyeti statüsüne sahip olan kurumumuz, mali disiplin ve şeffaflık ilkelerini ön planda tutarak, sürdürülebilir bir gelecek için bilinçli ve kolektif adımlar atmaya odaklanmıştır.

Bu çabalar, toplumun her kesiminden bireylerin desteğini ve katılımını teşvik ederek, daha iyi bir dünya vizyonuna katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

FAALİYET RAPORLARI
ÜLKE
0
ÜLKE
PROJE
0
PROJE
YARDIM
0
YARDIM
GÖNÜLLÜ ÇALIŞAN
0
GÖNÜLLÜ ÇALIŞAN

ÖYKÜLER

HABERLER

Kurumumuza ait tüm haberleri buradan takip edebilirsiniz.
Prof. Dr. Muhittin Ataman: "Artık Bir İnsanlık Cephesi Var"

Prof. Dr. Muhittin Ataman: "Artık Bir İnsanlık Cephesi Var"

13 Ağustos 2026
Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Kurulu Üyesi Prof. Dr. Muhittin Ataman, 20. Anadolu Buluşmaları'nda yaptığı konuşmada küresel sistemdeki kaosa ve sivil toplum kuruluşlarının artan rolüne dikkat çekti.Ankara'nın Kızılcahamam’da düzenlenen 20. Anadolu Buluşmaları programında kürsüye çıkan Prof. Dr. Muhittin Ataman, "Küresel Sistemdeki Kriz: STK'ların Artan Etkisi" başlıklı kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Günümüz dünyasını kuralsızlıkların ve belirsizliklerin hakim olduğu bir geçiş süreci olarak tanımlayan Ataman, uluslararası sistemde artan ekonomik eşitsizliklere, teknolojik tehditlere ve toplum yapısını hedef alan akımlara karşı sivil toplum kuruluşlarının üstlenmesi gereken hayati rolleri anlattı.FİLİSTİN KÜRESEL AKTÖRLER İÇİN BÜYÜK BİR TESTAtaman, dünyadaki mevcut durumu değerlendirirken kural temelli bir uluslararası düzenin kalmadığını ifade etti. Küresel rekabetin boyutlarına ve hegemonik güçlerin zayıflamasına değinen tecrübeli akademisyen, güçlü olanın kuralları belirlediği bir döneme girildiğini vurguladı. Ataman bu durumu, "Sistem yok, kural yok, amiyane tabirle orman kanunlarının geçerli olduğu bir geçiş sürecinden geçiyoruz" sözleriyle özetledi. Özellikle Filistin'de yaşananların küresel aktörler için büyük bir test olduğunu belirten Ataman, egemen güçlerin kendi menfaatleri tehlikeye girdiğinde uluslararası hukuku tamamen hiçe saydığını dile getirdi.AVRUPA’YI BESLEYEN AFRİKA’DIREkonomik eşitsizliklerin ve sömürgeciliğin günümüzdeki yansımalarına da değinen Prof. Dr. Ataman, Afrika'nın kaynaklarının Batılı devletler tarafından sömürüldüğünü anlattı. Nijer ve Fransa üzerinden çarpıcı bir örnek veren Ataman, "Bize hep şunu söylüyorlar, sanki Avrupa Afrika'yı beslemeye çalışıyor ama kesinlikle hakikat olan resim bunun tam tersidir. Yüzyıllardır Avrupa'yı besleyen Afrika'dır" ifadelerini kullandı. Bölge halklarının artık yaşanan adaletsizliklerin farkına vardığını ve sömürüye karşı bilinçlendiğini sözlerine ekledi.İNSAN FITRATINI HEDEF ALAN TEHDİTLERDevletlerin baş etmekte zorlandığı yeni nesil krizlerde sivil toplum kuruluşlarının doldurduğu boşluğa dikkat çeken Ataman, STK'ların en önemli işlevinin dünyadaki gerçek sorunlar için gündem belirlemek olduğunu aktardı. Dijitalleşme, yapay zeka tekellerinin oluşturduğu tekno feodalizm ve cinsiyetsizleştirme gibi insan fıtratını hedef alan tehditlere karşı STK'ların öncü bir mücadele vermesi gerektiğini savunan Ataman, sözlerini şöyle tamamladı: "Artık mesela bir Türkiye cephesi yok, bana göre bir İslâm cephesi bile yok, artık bir insanlık cephesi var. Çünkü bugün itibarıyla insanlığın bir bütün olarak karşı karşıya kaldığı çok ciddi büyük sorunlar var. İyi niyetli olan bütün insanların, insanlık cephesinin birer temsilcisi olarak ortaya çıkmaları, elini taşın altına koymaları gerekiyor.”
Haberi Oku
Hüseyin Oruç 20. Anadolu Buluşmaları’nda Barış Diplomasisinin Detaylarını Paylaştı

Hüseyin Oruç 20. Anadolu Buluşmaları’nda Barış Diplomasisinin Detaylarını Paylaştı

13 Ağustos 2026
İHH İnsani Yardım Vakfı Başkan Yardımcısı Hüseyin Oruç, 20. Anadolu Buluşmaları'nda yaptığı konuşmada Bangsamoro barış sürecindeki deneyimlerini paylaşarak sivil toplumun barış inşasındaki hayati rolüne dikkat çekti.20. Anadolu Buluşmaları kapsamında gerçekleştirilen oturumda söz alan İHH Başkan Yardımcısı Hüseyin Oruç, "Bangsamoro Barış Süreci ve Barış Diplomasisi" başlıklı konuşmasıyla katılımcılara hitap etti. Kriz yönetimi, barış süreçleri ve insani diplomasi alanlarındaki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle tanınan Oruç, İHH'nın Filipinler'deki Moro Müslümanları (Bangsamoro) ile Filipinler devleti arasındaki on yedi yıllık müzakere sürecine "üçüncü göz" olarak dahil olma sürecini anlattı. Moro İslami Kurtuluş Cephesi'nin kurucusu Selamet Haşimi'nin toplumsal dönüşüm stratejisine vurgu yapan Oruç, barışın ancak zemin hazırlandığında ve muhatapların buna inandığında inşa edilebileceğini belirtti.SAHADAN MASAYA UZANAN DİPLOMATİK BAŞARIOruç konuşmasında, İHH'nın faaliyetlerini; yardım, hak savunuculuğu (aktivizm) ve insani diplomasi olmak üzere üç temel üzerine oturttuğunu ifade etti. Bu bütünlüğün önemine dikkat çeken Oruç, aksi takdirde sadece yardım yapmanın veya problemi anlatmanın, başkalarının kendi ajandalarıyla sorunu çözmesine alan açabileceği uyarısında bulundu. Moro Barış Süreci'nde kurulan dörtlü izleme heyetinde İHH'nın yer almasının, örgütün geçmişteki yardım ve hak savunuculuğu faaliyetleriyle sağladığı güvenin bir sonucu olduğunu belirten Oruç, bu sorumluluğun aynı zamanda uluslararası alanda İHH'ya genişlik kazandırdığını aktardı.SİLAHSIZLANMADA PSİKOLOJİK EŞİKBarış inşasının zorlu ve uzun bir süreç olduğuna dikkat çeken Oruç, anlaşmanın normalleşme aşamasındaki sosyoekonomik adımların hayati önem taşıdığını ifade etti. Yıllarca silahlı mücadele yürüten grupların sivil hayata adaptasyonu için devlet tarafından sunulan ev, tarım arazisi ve eğitim bursu gibi desteklerin kalıcı barışın teminatı olduğunu aktardı. Silahların doğrudan devlete teslim edilmesi yerine bağımsız bir komisyona emanet edilmesinin psikolojik bir eşiği aştığını belirten tecrübeli isim, geçmişle yüzleşmenin ve adil bir ortak yaşam iradesi ortaya koymanın savaşı bitirmekten çok daha kalıcı bir çözüm olduğunu sözlerine ekledi.
Haberi Oku
Dr. İbrahim Altan 20. Anadolu Buluşmaları’nda Gönüllü Diplomasiyi Ele Aldı

Dr. İbrahim Altan 20. Anadolu Buluşmaları’nda Gönüllü Diplomasiyi Ele Aldı

13 Ağustos 2026
İDSB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. İbrahim Altan, kriz dönemlerinde yürütülen insani yardım çalışmalarının toplumlar arasında sarsılmaz bir güven köprüsü kurduğunu vurguladı.Ankara Kızılcahamam'da gerçekleştirilen 20. Anadolu Buluşmaları kapsamındaki oturumlar, sivil toplum ve insani yardım alanındaki isimleri ağırlamaya devam ediyor. Programın dikkat çeken etkinliklerinden birinde İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. İbrahim Altan katılımcılarla bir araya geldi. Geçmişte Türkiye Kızılay Derneği Genel Müdürlüğü ve Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu Üyeliği gibi kritik görevlerde bulunmuş olan tecrübeli isim, “Krizler, İnsani Yardım: Gönüllü Diplomasi” başlıklı konuşmasında sivil toplum kuruluşlarının uluslararası alandaki rolüne dair stratejik değerlendirmelerde bulundu.SAF NİYETİ KORUYALIMAltan, krizlerin bireylerin ve kurumların normal işleyişini bozan ani dönüm noktaları olduğunu belirterek 6 Şubat depremlerini buna örnek gösterdi. Modern anlamda kurumsal insani yardım faaliyetlerinin ivme kazanmasını 2004 yılındaki Endonezya depremiyle başlatan Altan, aradan geçen yirmi yılı aşkın sürede sivil toplumun büyük bir mesafe kat ettiğini ifade etti. Bu sürecin ruhunu oluşturan gönüllülük kavramının hiçbir maddi karşılık beklemeden zamanı ve emeği canlıların yararına sunmak olduğunu vurgulayan Dr. Altan, sahada çalışan ekiplerin bu saf niyeti zedeleyecek tutumlardan özenle kaçınmasının önemine dikkat çekti.DOĞRU BİLGİ GÖNÜLLÜLERİN EN BÜYÜK GÜCÜKonuşmasında gönüllü diplomasisi kavramına geniş yer ayıran Altan, sivil ekiplerin sahaya resmi devlet kimliğiyle gitmedikleri için yerel halkla çok daha hızlı ve tarafsız bir güven köprüsü kurabildiğini anlattı. Sahadan elde edilen yerel bilginin doğru aktarılmasının ve kriz bölgelerinde karar vericileri insanlık lehine harekete geçirmenin gönüllülerin en büyük gücü olduğunu belirten Altan, bu süreçte karşılaşılan risklere de değindi. Yardımların politize edilmesi, veri mahremiyetinin ihlali ve sahada yaşanan tükenmişlik gibi tehlikelere karşı kurumların personeline düzenli psikososyal destek sağlamasının zorunlu olduğunu aktardı.KALICI KAPASİTE OLUŞTURMALIYIZAnadolu coğrafyasının sahip olduğu vakıf, ahilik ve imece kültürünün günümüzdeki yardım faaliyetlerinin temelini oluşturduğunu hatırlatan Altan, ecdadın kurduğu dayanışma ağlarının günümüzde güçlü bir şekilde yaşatıldığını söyledi. Tarihsel süreçte Açe Sultanlığı'na gönderilen yardımlardan günümüzde Gazze'de inşa edilen mescitlere kadar uzanan geniş bir coğrafyadan saha örnekleri sunan Altan, yardım faaliyetlerinin sadece acil ihtiyaçları karşılamakla sınırlı kalmaması gerektiğini savundu. Kriz sonrasında da bölgede kalıcı kapasite oluşturmanın ve yerel halkla kurulan bağları sürdürmenin esas başarı olduğunu ifade etti.
Haberi Oku
TİKA Başkan Yardımcısı Yahya Coşkun'dan "Sürdürülebilir Kalkınma" Vurgusu

TİKA Başkan Yardımcısı Yahya Coşkun'dan "Sürdürülebilir Kalkınma" Vurgusu

13 Ağustos 2026
20. Anadolu Buluşmaları kapsamında konuşan TİKA Başkan Yardımcısı Yahya Coşkun, Türkiye'nin uluslararası yardım felsefesini ve kültürel diplomasi vizyonunu anlattı.Ankara'da düzenlenen 20. Anadolu Buluşmaları, "Sürdürülebilir Kalkınma ve Sivil Girişimler" başlıklı oturuma ev sahipliği yaptı. Türk İş Birliği ve Koordinasyon Ajans Başkanlığı (TİKA) Başkan Yardımcısı Yahya Coşkun, etkinlikte yaptığı konuşmada, batılı ülkelerin yardım anlayışı ile Türkiye'nin merhamet ve eşgüdüm odaklı yaklaşımı arasındaki felsefi ayrımlara dikkat çekti. Coşkun, Türkiye'nin kalkınma yardımlarını hiçbir karşılık beklemeden hayata geçirdiğini vurguladı.DAHA İYİ BİR DÜNYA GAYESİSözlerine jeostrateji uzmanı Friedrich Ratzel’e atıfta bulunarak başlayan Coşkun, bir ülkenin sınırlarının fiziki hatlarla ölçülemeyeceğini belirtti. Coşkun, kendisine göre bir ülkenin sınırları geçmişte ulaştığı topraklar, bıraktığı eserler ve bugünkü kültürel bağları ile şekillendiğini ifade etti. Konuşmasında Osmanlı Devleti'nin Açe Sultanlığı'na gönderdiği yardımlara ve bu yardımların günümüzdeki karşılıklarına değinen Coşkun, kültürel diplomasinin ve gönül coğrafyasının önemine vurgu yaptı. Türkiye'nin kalkınma yardımı konseptini dünya örnekleriyle kıyaslayan Coşkun, sözlerine şöyle devam etti: "Batılı yardım kuruluşlarının ve kalkınma kuruluşlarının kalkınma yardımı niçin yapılır sorusuna verdiği cevapla bizim verdiğimiz cevap arasında felsefi bir fark var". Coşkun, batılı devletlerin yardımları sömürü aracı olarak kullandığını ve göçü engellemeyi amaçladığını aktarırken Türkiye'nin ise muhatap ülkelerle iş birliği içerisinde sürdürülebilir ve daha iyi bir dünya inşa etme gayesi taşıdığını söyledi.YÜZDE 20 İNSANİ YARDIM, YÜZDE 80 KALKINMATİKA'nın dünya genelindeki faaliyetleri hakkında veriler paylaşan Başkan Yardımcısı, kurumun çoğunlukla sanıldığının aksine sadece restorasyon ve insani yardım operasyonları yürütmediğini belirtti. Restorasyon ve insani yardımın TİKA'nın bütçesinin ancak yüzde yirmisini oluşturduğunu söyleyen Coşkun, geriye kalan yüzde seksenlik dilimin kalkınma iş birliğine ayrıldığını kaydetti. Ayrıca TİKA'nın 60 ofisi ile 170 ülkede projeler yürüttüğü bilgisini paylaştı. Coşkun, Suriye'de yürütülen bir okul projesinden örnek vererek TİKA'nın kaynakları ne kadar verimli kullandığını da dinleyicilere aktardı. Yüz dolara mal olacak okul sıralarının, yerel ustalarla birlikte çalışılarak ve eski malzemeler değerlendirilerek yirmi beş dolara yenilendiğini, böylece hem yerel ekonomiye can verildiğini hem de ciddi tasarruf sağlandığını belirtti.
Haberi Oku
Abdulhadi Turus, 20. Anadolu Buluşmaları'nda Diaspora Ağları ve Kültürel Diplomasiyi Anlattı

Abdulhadi Turus, 20. Anadolu Buluşmaları'nda Diaspora Ağları ve Kültürel Diplomasiyi Anlattı

13 Ağustos 2026
YTB Başkanı Abdulhadi Turus, 20. Anadolu Buluşmaları kapsamında yaptığı konuşmada Türkiye'nin "gönül coğrafyası" vizyonunu aktardı."Türkiye Yüzyılı ve Sivil Diplomasi" temasıyla düzenlenen 20. Anadolu Buluşmaları'nda kürsüye çıkan Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus, "Diaspora Ağları ve Kültür Diplomasisi" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. YTB'nin yurtdışındaki vatandaşlar, soydaş ve akraba topluluklar ile uluslararası öğrenciler olmak üzere üç temel alanda çalıştığını belirten Turus, sorumluluk alanlarını klasik coğrafi sınırlarla kısıtlamayıp "gönül coğrafyası" kavramıyla tanımladıklarını ifade etti. Turus, bu özgün vizyonu, "Sorumluluk alanımızı başka hiçbir ülkeye nasip olmayan bir kavramla, 'gönül coğrafyası' olarak tarif ediyoruz. Haritayı gönülle tanımlayan başka bir ülke bulunmuyor." sözleriyle özetledi. TÜRK DİASPORASI MAĞDURİYETTEN BESLENMİYORAvrupa'da yaşayan Türk diasporasının 1960'lardaki işgücü göçünden bugüne büyük bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çeken Turus, Türk diasporasının karakterine dair çarpıcı tespitlerde bulundu. Bu yapının diğerlerinden ayrılan yönlerini şu sözlerle ifade etti: "Bizim diasporamız bir mağduriyetten beslenmiyor. Ermeni diasporası kendi asılsız iddialarından doğan bir mağduriyet üzerine kurulu, Yahudi diasporası ise ülkesinden kovulan millet anlayışıyla şekilleniyor. Bizimkisi ise tamamen bir işçi diasporasıdır". Turus, gençlerin asimilasyona karşı korunması ve Türkiye ile bağlarının güçlendirilmesi maksadıyla savunma sanayii stajları gibi özel projeler yürüttüklerini belirtti.GENÇLERE ANADOLU İRFANI AŞILIYORUZ Konuşmasında Türkiye'de eğitim gören uluslararası öğrencilere de geniş yer ayıran Turus, her yıl yaklaşık beş bin öğrencinin Türkiye'ye getirildiğini ve onlara salt akademik eğitimin ötesinde Anadolu irfanını aşılamayı amaçladıklarını söyledi.YTB bursuyla okuyan ve ülkesine dönerek devlet kademelerinde üst düzey görevler alan uluslararası öğrencilerin Türkiye'ye sağladığı stratejik kazanımları Somalili bir öğrenci üzerinden örnekleyen Turus konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'de eğitimini tamamlayıp ülkesine dönen ve Savunma ile Liman Bakanlığı gibi üst düzey görevler üstlenen bir mezunumuz, Afrika'daki en büyük askeri üssümüzün açılmasına ve en büyük ticari limanının işletmesinin Türkiye'ye verilmesine vesile oldu. Hatta kendisi bana 'Ben rüyalarımı Türkçe görüyorum' demişti. İşte biz her yıl böyle on binlerce mezun veriyoruz”. Turus, sivil toplum kuruluşlarının Türkiye'nin dış politikasındaki kilit rolüne dikkat çekerek sözlerini tamamladı.
Haberi Oku
Fatma Şahin 20. Anadolu Buluşmaları’nda "Dirençli Şehir Gaziantep" Modelini Ele Aldı

Fatma Şahin 20. Anadolu Buluşmaları’nda "Dirençli Şehir Gaziantep" Modelini Ele Aldı

13 Ağustos 2026
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, 20. Anadolu Buluşmaları'nda yaptığı sunumda krizlere karşı sivil toplum ve yerel yönetim iş birliğinin taşıdığı hayati öneme dikkat çekti."Türkiye Yüzyılı ve Sivil Diplomasi" temasıyla Ankara'da düzenlenen 20. Anadolu Buluşmaları'nın üçüncü günündeki son oturumunda Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin katılımcılarla bir araya geldi. Şahin, "Dirençli Şehir Gaziantep" başlıklı sunumunda, yerel yönetimler, devlet aklı ve sivil inisiyatiflerin birleşmesiyle oluşturulan Gaziantep Modeli'nin detaylarını paylaştı ve afet yönetimi ile sosyal politikalardaki tecrübelerini aktardı.GAZİANTEP’İN ALTIN ÜÇGENİKonuşmasında yerel yönetimler, devlet aklı ve sivil inisiyatiflerin birleşmesiyle oluşturulan Gaziantep Modeli'nin detaylarını paylaşan Şahin, bu iş birliğinin kriz anlarındaki etkisine değindi. Şahin, bu yapıyı altın bir üçgene benzeterek "Bir devlet aklı var ama yerel ve sivil birbiriyle çok iç içe. Gaziantep'in başardığı bu. Devlet aklı burada duruyor, yerel ve sivil birbirine geçiyor. Bu altın üçgeni sağladığınızda toplum kendini huzurlu ve mutlu hissediyor" ifadelerini kullandı.YEREL VE SİVİL AKTÖRLERİN İŞ BİRLİĞİGaziantep'in göç ve deprem gibi büyük sınavlardan bu model sayesinde başarıyla çıktığını belirten Şahin, yerel ve sivil aktörlerin iş birliğinin gücüne vurgu yaptı. Şehrin direncini artırmak adına yapılan çalışmalara dikkat çeken Başkan Şahin, iklim ve deprem master planlarının yanı sıra yeşil sanayi vizyonuyla hareket ettiklerini sözlerine ekledi. Altı Şubat depremlerinde yaşanan zorlukları da hatırlatan Şahin, bilimin ve mühendisliğin tavizsiz uygulanmasının can güvenliği açısından taşıdığı öneme işaret etti.COĞRAFYA KARAKTERDİRBölgenin taşıdığı tarihi ve kültürel sorumluluklara da dikkat çeken Şahin, "Coğrafya kaderdir diyor İbn-i Haldun, ben de coğrafya karakterdir diyorum. Bu coğrafyanın çocukları çok çalışmak zorunda" şeklinde konuştu. Gelecek nesillere yaşanabilir şehirler bırakmak için sürdürülebilir kalkınmanın şart olduğunu vurgulayan Şahin, erken uyarı sistemleri ve çevre dostu teknolojilerle donatılmış kentlerin inşasında sivil katılımın vazgeçilmez bir unsur olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.
Haberi Oku

KÜÇÜK BİR ADIMLA BÜYÜK DEĞİŞİMLER BAŞLATABİLİRSİNİZ

Eğitimden gıdaya, sağlıktan sosyal dayanışmaya kadar uzanan projelerimize dahil olarak bir insanın hayatına ışık tutabilir, geleceğe dair umutları hep birlikte yeşertebiliriz.

 

Siz de iyiliğin bir parçası olun!

Hızlı Bağış
Proje Seçiniz
₺1.000
₺2.000
₺3.000

ETKİNLİKLER

PtSaÇaPeCuCtPz
272829303112
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31123456

İŞTİRAKLERİMİZ

KURULUŞLARIMIZ

İŞ BİRLİKLERİMİZ

Abone Ol
Bülbülzade Vakfı tarafından yayınlanan en son güncellemelerden haberdar olmak için mail listemize abone olabilirsiniz.
Logo

Gaziantep’in köklü tarihinden ilham alan Bülbülzade Vakfı, geçmişin kültürel mirasını geleceğe taşıma vizyonuyla hareket etmektedir. Toplumsal gelişimi odağına alan vakfımız, eğitim ve kültür sahalarında yürüttüğü nitelikli projelerle modern Türkiye’nin inşasına katkı sunmayı kararlılıkla sürdürmektedir.

MERKEZ

Güneykent Mah, 230 Nolu Cd, No: 10/1, Şahinbey/Gaziantep
+90 342 360 50 50[email protected]

YARDIM BİRİMİ

Karagöz Cad. Mazıcı Çıkmazı No: 10 Şahinbey/Gaziantep
+90 342 231 46 94
Logo

Vakfımızın başvurusu sonucunda, 17 Ocak 2024 tarihli ve 8097 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile, 4962 sayılı Kanunun 20. Maddesi gereğince vakfımıza “vergi muafiyeti” tanınmıştır. Adı geçen 4962 sayılı Kanun, Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Genel Tebliğ ve ilgili diğer yasalarla vakfımıza tanınan hakların bir kısmına aşağıda yer verilmiştir.

Copyright 2024 Tüm hakları saklıdır.Nowismedia
Kişisel veriler3