Enstitü Sosyal tarafından düzenlenen aile ve nüfus çalıştayına katılan Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir; eğitim, istihdam ve aile politikalarına dair önemli çözüm önerileri sundu.
Enstitü Sosyal, Türkiye’nin demografik geleceğini ve aile yapısını ilgilendiren meseleleri ele almak üzere "Aile ve Nüfus On Yılına Başlarken: İmkanlar, Riskler ve Politika Önerileri" başlığıyla Üsküdar’daki genel merkezde bir çalıştay düzenledi. Türkiye’nin demografik geleceğinin değerlendirildiği çalıştaya Bülbülzade Vakfı ve Anadolu Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Aldemir de katılarak çalıştay gruplarında değerlendirmelerde bulundu.
TOPLUMSAL GÜVEN PROBLEMİ
Çalıştayın açılış konuşmasını ise Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan yaptı. Coşkun, 10 binden fazla kişinin katılımıyla yürütülen saha çalışması kapsamında birçok ilde derinlemesine görüşmeler, mülakatlar ve odak grup çalışmaları yaptıklarını belirtti. Araştırma bulgularının nüfus meselesinin ele alınış biçiminde bazı sorunlara işaret ettiğini söyleyen Coşkun, konunun yalnızca gelecekte askere gönderilecek genç nüfusun azalması üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Coşkun, asıl meselenin toplumsal sağlamlık ve toplumsal dayanıklılık olduğunu ifade etti.
ÇALIŞTAYIN İŞLEYİŞİ VE HEDEFLERİ
Çalıştayda katılımcılara sıfırdan bir çalışma yaptırmak yerine önceden hazırlanan yarı yapılandırılmış bir çerçeve üzerinden ilerleyeceklerini belirten Coşkun, 10 yıllık tasarımın iki yıllık dönemler halinde planlandığını söyledi. Tasarımın, dünya örnekleri ve uygulamaların etkililiği dikkate alınarak hazırlandığını ifade etti. Katılımcıların katkıları ve değerlendirmeleriyle planın geliştirileceğini söyleyen Coşkun, farklı uzmanlık alanları ve kurumlardan katılımcıların yer aldığı çalıştayda ortaya çıkacak çerçevenin Nüfus Politikaları Kurulu ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına sunulmasının planlandığını aktardı.
ÇOCUK, HAYATIN TA KENDİSİDİR
Çalıştayın sunumunu yapan Doç. Dr. Tarık Yiğit, "Dünyada ve Türkiye'de Mevcut Durum" başlığı altında, Enstitü Sosyal tarafından yürütülen saha çalışmalarından elde edilen bulgular doğrultusunda oluşturulan çerçeveyi katılımcılarla paylaştı. Dünya genelinde 1960 yılında 4,7 olan doğurganlık hızının kritik seviyelere gerilediğini ve birkaç yıl içinde 2,1 olan yenilenme eşiğinin altına ineceğini belirten Yiğit, demografik sürdürülebilirliğin tüm ülkeler için temel bir varlık meselesi halini aldığını ifade etti. Temel hedefin salt niceliksel nüfus artışı olmaktan ziyade dayanıklı, sürdürülebilir ve nitelikli bir toplum yapısı oluşturmak olduğunu belirten Yiğit, konuşmasını şöyle tamamladı: "İnsan bir kriz veya külfetin ötesinde umut ve yüksek potansiyeldir. Yeni bir toplumsal norm inşa edilmelidir. Çocuğun öncelikli ve değerli bir yaşam deneyimi olduğuna tekrar inanılması gerekiyor. Çocuk hayatın ta kendisi, temel yaşam göstergesidir."
MEVCUT EĞİTİM MODELİ İŞ HAYATININ İHTİYAÇLARINA CEVAP VERMİYOR
Çalıştayda söz alan Turgay Aldemir, gençlerin geç evlenmesindeki temel nedenlerden birinin zorunlu eğitim süreçleri ve istihdam sorunları olduğuna dikkat çekti. Lise ve üniversitelerdeki mevcut eğitim modelinin iş hayatının ihtiyaçlarına cevap vermediğini belirten Aldemir, gençlerin liseden sonra üniversiteye hazırlanmak için yıllarca beklediğini ve mezun olduklarında da kendi alanlarında iş bulmakta zorlandıklarını aktararak eğitim sürelerinin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. İşsizliğin evlilik yaşını 30'lara kadar ötelediğini, bunun da fizyolojik ve psikolojik sorunları beraberinde getirdiğini söyleyen Aldemir, erkek çocuklarının eve kapanmasını önlemek ve sosyal hayata katılımlarını güçlendirmek için tematik çalışmalar yapılması gerektiğini de sözlerine ekledi.
ÇALIŞAN ANNELERE ESNEK MESAİ ÖNERİSİ
Çalışan annelerin, çocuk sayısını doğrudan etkilediğini belirten Aldemir, çalışma hayatına katılan kadınlar için devlet ve özel sektör destekli pratik çözümler önerdi. İki çocuktan sonra anne ve babaların mesaisinin çocuk sayısına göre azaltılması gerektiğini savunan Aldemir, üç çocuğu olan bir annenin günde üç saat daha az çalışarak hem çocuğuna bakabileceğini hem de annelik mutluluğunu yaşayabileceğini belirtti. Modern şehirlerde geleneksel aile yapısını korumanın önemine de vurgu yapan Aldemir, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının geniş aileye uygun yeni konut modelleri geliştirmesi gerektiğini ifade etti.





