İDSB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. İbrahim Altan, kriz dönemlerinde yürütülen insani yardım çalışmalarının toplumlar arasında sarsılmaz bir güven köprüsü kurduğunu vurguladı.
Ankara Kızılcahamam'da gerçekleştirilen 20. Anadolu Buluşmaları kapsamındaki oturumlar, sivil toplum ve insani yardım alanındaki isimleri ağırlamaya devam ediyor. Programın dikkat çeken etkinliklerinden birinde İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. İbrahim Altan katılımcılarla bir araya geldi. Geçmişte Türkiye Kızılay Derneği Genel Müdürlüğü ve Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu Üyeliği gibi kritik görevlerde bulunmuş olan tecrübeli isim, “Krizler, İnsani Yardım: Gönüllü Diplomasi” başlıklı konuşmasında sivil toplum kuruluşlarının uluslararası alandaki rolüne dair stratejik değerlendirmelerde bulundu.
SAF NİYETİ KORUYALIM
Altan, krizlerin bireylerin ve kurumların normal işleyişini bozan ani dönüm noktaları olduğunu belirterek 6 Şubat depremlerini buna örnek gösterdi. Modern anlamda kurumsal insani yardım faaliyetlerinin ivme kazanmasını 2004 yılındaki Endonezya depremiyle başlatan Altan, aradan geçen yirmi yılı aşkın sürede sivil toplumun büyük bir mesafe kat ettiğini ifade etti. Bu sürecin ruhunu oluşturan gönüllülük kavramının hiçbir maddi karşılık beklemeden zamanı ve emeği canlıların yararına sunmak olduğunu vurgulayan Dr. Altan, sahada çalışan ekiplerin bu saf niyeti zedeleyecek tutumlardan özenle kaçınmasının önemine dikkat çekti.
DOĞRU BİLGİ GÖNÜLLÜLERİN EN BÜYÜK GÜCÜ
Konuşmasında gönüllü diplomasisi kavramına geniş yer ayıran Altan, sivil ekiplerin sahaya resmi devlet kimliğiyle gitmedikleri için yerel halkla çok daha hızlı ve tarafsız bir güven köprüsü kurabildiğini anlattı. Sahadan elde edilen yerel bilginin doğru aktarılmasının ve kriz bölgelerinde karar vericileri insanlık lehine harekete geçirmenin gönüllülerin en büyük gücü olduğunu belirten Altan, bu süreçte karşılaşılan risklere de değindi. Yardımların politize edilmesi, veri mahremiyetinin ihlali ve sahada yaşanan tükenmişlik gibi tehlikelere karşı kurumların personeline düzenli psikososyal destek sağlamasının zorunlu olduğunu aktardı.
KALICI KAPASİTE OLUŞTURMALIYIZ
Anadolu coğrafyasının sahip olduğu vakıf, ahilik ve imece kültürünün günümüzdeki yardım faaliyetlerinin temelini oluşturduğunu hatırlatan Altan, ecdadın kurduğu dayanışma ağlarının günümüzde güçlü bir şekilde yaşatıldığını söyledi. Tarihsel süreçte Açe Sultanlığı'na gönderilen yardımlardan günümüzde Gazze'de inşa edilen mescitlere kadar uzanan geniş bir coğrafyadan saha örnekleri sunan Altan, yardım faaliyetlerinin sadece acil ihtiyaçları karşılamakla sınırlı kalmaması gerektiğini savundu. Kriz sonrasında da bölgede kalıcı kapasite oluşturmanın ve yerel halkla kurulan bağları sürdürmenin esas başarı olduğunu ifade etti.





