Mozaik Kadın ve Aile Derneği tarafından düzenlenen kitap tahlilinde yazar Sevinç Çokum'un Rozalya Ana eseri derinlemesine değerlendirildi.
Bülbülzade Vakfı Kış Bahçesi'nde Ayşegül Günaslan'ın anlatımı ve Seyre Batuk'un moderatörlüğünde edebiyatseverler anlamlı bir buluşmada bir araya getirildi. Edebiyatımızın usta kalemlerinden Sevinç Çokum'un kaleme aldığı eser üzerinden sürgün, hafıza, aidiyet ve kadının toplumdaki birleştirici gücü duygu yüklü bir atmosferde konuşuldu.
SEVİNÇ ÇOKUM’UN SEMBOLİK DİLİ
Kırım Türklerinin sürgün hikayeleri ve Özbekistan'ın pamuk tarlalarında yaşanan zorluklar üzerinden tarihin hüzünlü sayfaları salondaki dinleyicilere yeniden hatırlatıldı. Yazarın bu büyük dramı sembolik ve naif bir dille okura ulaştırdığı vurgulandı. Kitabın doğanın, kuşların ve ağaçların şahitliğinden faydalanarak insanı kendi merkezinden çıkarıp başka canlıların perspektifinden düşünmeye sevk eden yapısı sayesinde derin bir etki bırakıldı.
ZULMÜN VE GÖÇÜN İNSANDA BIRAKTIĞI DERİN İZLER
İnteraktif şekilde ilerleyen tahlilde dinleyiciler tarafından kendi hayatlarından ve tanıklık edilen hikayelerden örnekler paylaşıldı. Uygur Türklerinin yaşadığı zorluklardan Gazze'deki direnişe kadar uzanan geniş bir çerçevede zulmün ve göçün insan ruhunda bıraktığı derin izler konuşuldu. Savaşların ve kültürel kuşatmaların ortasında kadının aileyi bir arada tutan ve kültürü nesilden nesile aktaran rolü üzerinde duruldu. Rozalya Ana karakterinin şahsında köklerine sıkı sıkıya bağlı ve kaderiyle omuz omuza yürümeyi başaran güçlü kadınların direnişi salonda derinden hissedildi.
Modern zamanların getirdiği yalnızlaşma ve içsel sürgün hissinin ele alındığı programda edebiyatın insan ruhunu iyileştiren gücü bir kez daha gözler önüne serildi.







