Bülbülzade Vakfı ve Anadolu Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, 20. Anadolu Buluşmaları'nda mevcut küresel düzendeki tıkanıklıklara karşı sivil diplomasinin inşa edici gücünü vurguladı.
Anadolu Federasyonu tarafından organize edilen 20. Anadolu Buluşmaları, "Türkiye Yüzyılı ve Sivil Diplomasi" başlıklı önemli bir oturumla başladı. Oturumda katılımcılara hitap eden Anadolu Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, modern uluslararası sistemin krizleri çözmekte yetersiz kaldığına işaret ederek sivil toplumun bu süreçteki tamamlayıcı rolünü anlattı. Küresel ölçekte yaşanan çatışmaların, adaletsizliklerin ve insani krizlerin birbirini tetiklediğini belirten Aldemir, devletlerin tek başına üstesinden gelemeyeceği meselelerde sivil inisiyatiflerin devreye girmesinin zorunlu bir ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
ÇÖZÜM YOLLARI DA ÇEŞİTLENMELİ
Dünyanın hızla değiştiğini ve sorunların da bu değişime paralel olarak karmaşıklaştığını ifade eden Aldemir, uluslararası sistemin öngörülebilir yapısını kaybettiğini vurguladı. Özellikle Ukrayna-Rusya savaşı ve İsrail'in yol açtığı yıkımların küresel çapta bir enerji ve gıda krizini tetiklediğini hatırlatan Aldemir, bu çoklu kriz ortamında çözüm yollarının da çeşitlenmesi gerektiğini söyledi. Kamu, üniversiteler, düşünce kuruluşları ve gönüllü hareketlerin uluslararası etkileşimin merkezine yerleştiğini belirten Aldemir, sözlerine şöyle devam etti: "Karşı karşıya kaldığımız bu çoklu krizler, devletlerin tek başına çözüm üretebileceği alanları maalesef giderek daraltmış durumda. Önümüzde duran bu tablo, uluslararası meselelerin ancak farklı aktörlerin ortak katkısıyla yönetilebileceğini hepimizin dimağına sunuyor."
İLK ŞARTIMIZ ŞEFFAFLIK
Sivil diplomasinin toplumlar arasında yeniden güven inşa etmeyi ve ortak değerler etrafında kalıcı ilişkiler kurmayı hedeflediğini aktaran Aldemir, Türkiye'nin bu alandaki tarihi birikimine dikkat çekti. Vakıf kültürünün ve insani yardım tecrübesinin Türkiye'nin uluslararası arenadaki en büyük sosyal sermayelerinden biri olduğunu hatırlattı. Bu potansiyelin doğru yönetilmesi adına sivil yapıların taşıması gereken temel prensiplere değinen Aldemir, kurumların uyması gereken asgari şartları şu sözlerle özetledi: "Sivil diplomasi alanında meşru ve kalıcı bir aktör olmak istiyorsak, ilk şartımız şeffaflıktır. İkinci şart yetkinlik, üçüncü şart devletin yerine geçmediğimizi bilerek hareket ettiğimiz tevazu, dördüncü ve en son şart ise ne dediğimizi, nasıl konuştuğumuzu belirleyen tutarlılıktır."
FİKİR İNSANLARINA BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR
Türkiye Yüzyılı vizyonunun uluslararası bir karşılık bulabilmesi için güçlü bir düşünsel zemine ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Aldemir, fikir insanlarına, üniversitelere ve uluslararası öğrenci hareketliliklerine büyük görevler düştüğünü belirtti. Demokratik sistemlerdeki yönetim sürelerinin kısa oluşunun kalıcı devlet politikalarının sürdürülebilirliğini zorlaştırdığına değinen Aldemir, kurumsal hafızayı ve stratejik sürekliliği sağlayan unsurun güçlü sivil yapılar olduğunu aktardı.
DÜNYANIN BİRİKİMİNE KATKI SUNMALIYIZ
Toplumlar arasında köprüler kurmanın ve ortak aklı büyütmenin önemine değinen Aldemir, konuşmasını dışa dönük ve kucaklayıcı bir çağrıyla sonlandırdı: "Artık kendi kendimizle konuşmayı ve kendi mahallemizden dünyayı yorumlamayı bırakmalıyız. Dünyaya açılmalı, dünyayı dinlemeli, dünyanın birikimine katkı sunmalıyız. Hakikatin zedelendiği toplumların uçurumun iki yakasına savrulduğu bir dönemde yol bulabilmek, o uçurumun iki tarafına köprüler kurmamıza bağlıdır."





